KOMAK-ML

Juni 5, 2009

Avusturya da durum II. Bölüm

Gespeichert unter: türkçe — komakml @ 2:22

Avusturya

Nisan ayının başında sayfamızın okuyucularını Avusturya da ki durum hakkında bilgilendirmiştik. Bu yazımızla gelişmelerin ne aşamada olduğu hakkında okuyucularımızı bilgilendirmeye çalışacağım.

Bilindiği gibi krizin finans sektörde patlak vermesiyle, tüm burjuva medyaları bunun yalnızca finans sektörde ortaya çıktığını “birilerinin bu durumdan suçlanmaması gerektiği” bilincini yaymaya çalıştı. Bizler ise emperyalist dönemde kriz teorisinde çıkış noktamız Marksizm’in krizi teorisi olduğu için, krizin finans sektörde patlak vermesine rağmen, bunun aşırı üretimden kaynaklanan bir kriz olduğu, bunun da sorumlusunun emperyalist sistem olduğu bilincini kitlelere taşımaya çalıştık. Aradan fazla zaman geçmeden finans sektörde patlak veren kriz üretim dallarında da kendini gösterdi. Artık burjuvazi elindeki tüm imkanları kullanarak, “krizi en hafif şekilde bu ülke atlatacak” palavralarıyla işçi ve emekçi sınıfı uyutmak için elinden gelen her türlü “meydan oyunu”nu sergiledi. Burjuva parlamentosunda yer alan tüm burjuva partileri ve sendika ağaları da bu “meydan oyunu”nda yer aldılar.  Kısa çalışma, taşeron firmalar üzerinden iş bulanların ilk işten çıkartılması, sosyal hakların kısıtlanması vb. olaylar olurken sendika ağaları “çok kızdılar” ve emeğini satarak geçinenlerin haklarını almak için kızgınlıklarını sokağa taşımaması için ellerinden geleni yaptılar. Bunun en açık örneğini öğretmenler sendikasın pratiğinde yaşadık. Allem ettiler güllem ettiler ve sonunda anlaşmaya vardılar.

Şimdi ise elektronik, kimya, tekstil, metal, gıda sanayi ve diğer sanayi dallarında yapılmaya çalışılan toplu iş sözleşmesi, Nisan ayının sonuna gelinmesine rağmen bir anlaşma sağlanamadı. Bu toplu iş sözleşmelerinde öne sürülen ücret artışı % 1 ila 1,5 arası olmasına rağmen bir anlaşma sağlanamadı ve 27 Nisan da görüşme toplantılarına ara verildi. Bu arada zaten herkes harıl harıl geleneksel 1 Mayıs için çalışmalar yürütüyordu.

Avusturya da 1 Mayıs kutlamaları

Her sene olduğu gibi bu senede Avusturya’nın çeşitli şehirlerinde 1 Mayıs kutlamaları gerçekleşti. Bu mayıs kutlamalarının en kalabalık olanı da Viyana da öğleden önce yapılan kutlamaydı. Diğer şehirlerde de çeşitli kalabalıklarda kutlamalar gerçekleşti. KK/T de çıkan medyalar “Avusturya da ki 1 Mayıs kutlamaları olaysız geçti” şeklinde okuyucularını bilgilendirdi.

1 Mayıs kutlamalarının en kalabalık olanı Avusturya Sosyaldemokrat Parti (SPÖ) önderliğinde yapılandı. Bu kutlamada Sosyaldemokrat Parti başkanı-aynı zamanda başbakan-Werner Faymann, SPÖ Viyana başkanı ve belediye başkanı Michael Häupl ve Avusturya Sendikalar Birliği başkanı Erich Foglar kalabalık bir kitleye birer konuşma yaptılar.

SPÖ Başkanı ve Şansölye Werner Faymann, „açıkça işçilerin yanında olduğu“nu vurgulayarak başladığı konuşmasında sosyal demokrasinin değerleri hakında şöyle dedi: „Biz adil ve sosyal bir toplum için çalışıyoruz – bu ülkede yaşayan herkes için adil fırsat demektir. Bu değerler, bizim hareketi güçlü yaptı, bu ilke, bizim temsil ettiğimiz politikanın ölçütüdür. “ Bazı sanayi temsilcileri tarafından öne sürülen „sıfır ücret artışı“ talebine şöyle yanıt verdi: „Vergilerin düşürülmesi çokça kadın/erkek işçinin yararınaydı, fakat bir sıfır ücret artışı hafifletmenin en azından yarıya düşmesi demektir.“ Krize karşı ise „satın alma gücünün artırılması, spekülasyonculuğun yediği nanenin sonuçlarına karşı, kadın/erkek işçilerin güçlendirilmesi. Reel ekonominin Spekülasyonlara karşı korunması için net kurallar.“ konması gerektiği şeklinde bir konuşma yaptı.

Häupl: „Krize karşı birlikte mücadele edelim.“ diye başladığı konuşmasına şöyle devam etti:“Biz her zaman dünyadaki en iyi yaşam kalitesi bakımından, Viyana’nın 1. olduğunu biliyorduk. Şimdi bunu diğerleri de biliyor!“ ve bunun bozulmasına müsaade etmeyeceklermiş. İşçilerin içinde bulundukları zor durum hakkında ise „Biz bu krizin çözümü için mücadele edeceğiz ve birlikte daha sonraki düzenli bir dünya, adillik için de mücadele edeceğiz.“ diyerek mikrofonu Erich Foglar’a verdi.

ÖGB-Avusturya Sendikalar Birliği- başkanı Erich Foglar konuşmasında, mali piyasalarda daha fazla şeffaflık ve daha adil vergi sistemi hakkında konuştu. Mevcut sosyal dengesizlikler üzerine Foglar “bir parti (kastedilen Avusturya Halk Partisi-BN) tek taraflı vergi ve adillik konusu ile ilgili olarak bir tartışma yasağı koydu, bu olamaz.” diye vurguladı ve AK-Başkanı Herbert Tumpel ise „vergiler, ücretler hakkında ve daha fazla adalet için ağırlık“ koyacağını belirti. (buruya kadar olan alıntılar, www.spoe.at/ sayfasından)

Şimdi “aynası iştir kişinin ettiği lafa bakılmaz” tekerlemesinden yola çıkarak bunların ettiği lafların pratikte ne kadar geçerli olduğuna örnekler verelim; Şansölye Werner Faymann’ın nasıl „açıkça işçilerin yanında olduğu“nu ocak ayında gördük. Şöyle, Avusturya’nın Hallein kasabasında  M-real şirketine ait olan kağıt fabrikasının kapatılmasına karşı mücadele eden işçilere Ocak ayında yaptığı ziyarette de, Faymann fabrikanın kapılmaması için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını vaat etti. O yalnızca „dayanışma için hazırlanan kağıt rulo“yu işçilere vermekle yetindi. Elinden geleni yapmadı. O yansızca lafla peynirden gemiyi yüzdürmeye çalıştı. Ve 1 Mayıstan bir gün önce 480 işçi işten atıldı. Buna rağmen sayın şansölye işçilerin yanında olduğu palavrasını attı 1 Mayıs konuşmasında. „Sosyal bir toplum için çalışıyoruz“u da bir palavra. Çünkü – aslında baya uzun mesele ama yine de biz kısaca değinelim- „Avusturyalıların en zengin %10’nu  Avusturya varlıklarının%70’ine sahip, fakat bunların elinde bulunan bu sermaye için hemen hemen hiç vergi ödemiyor. Oysa çalışarak geçimini temin edenlerin ödediği vergi çok çok fazla.“ Bu dengesizliğe karşı SPÖ’nün milletvekillerinden olan Franz Voves SPÖ için „yeni bir ekonomi programı taslağı hazırladı“ ve bir tartışma başlattı, Bunun üzerine yine sayın şansölyeleri „Bu mecliste yeni vergiler getirilmeyecek“ diye açıklama yapmıştı.(alıntı www.salzburg.com, 7 Nisan 2009)

Häupl’un „Krize karşı birlikte mücadele edelim.“ meselesine gelince, biz kriz ortaya çıktığından buyana Krizi yaratanlar ödesin! Biz sizin krizinizi ödemeyeceğiz! diye birçok grupla yan yana gelerek eylemler düzenledik ve işçi sınıfına bilinç taşımaya çalıştık. “Dünyadaki en iyi yaşam kalitesi bakımından, Viyana’nın 1. olduğunu” biz de burjuva medyalarından “biliyorduk.” Ama gerçek durum burjuva medyalarının ve Häupl’un palavra atmasından farklıdır. Şöyle ki; Viyana’da işsizlik oranı geçen seneye oranla 9,7 oranında artarak 70.269 kişiye ulaşmıştır. Bu işsizlikten en fazla nasibini alanlar ise 24 yaşın altındaki gençlerdir ki bunu geçen seneyle karşılaştırdığımızda yüzde yirmi bir artış olmuştur. Martin Schenk 2007 de yoksulluk konferansında şöyle dedi. „Çok modern refah devletleri değişti. Açlık ve donma, artık bir toplu olgu olduğu gibi. Bugün Viyana gibi şehirlerde en zor sosyal koşullar altında milyonlarca insan yaşıyor.“ Açıklamasında somut olarak o zamanlar araştırmaya göre „Viyana’da 91.000 kişi akut yoksul.“ Yani bu Viyana nüfusunun %6 demek. Ve 2007 istatistiklerine göre Viyana’da 130.000 (yanlış okumadınız yüz otuz bin) işçi günde sekiz saat çalışmasına rağmen 1000 avro brüt aylık geliri var. Bu brüt tutardan kazanç vergisi ve sosyal kesintiler kesildikten sonra, ellerinde 512 avro kalıyor.

Şimdi ise yıl 2009 ve üstüne üstlük bir de kriz var, alıntı yaptığımız rakamların artık nereye varabileceğini siz tahmin edin. Yani açıkçası Viyana’nın yaşam kalitesi bakımından 1. olduğu Häupl ve onun yardakçılığını yapan burjuva medyasının kodamanları için geçerli dersek yanılmış olmayız. Böyle kodamanlara geçim hakkında bir soru anketi hazırlansa ve ekmeğin, sütün fiyatının ne kadar olduğu sorulsa cevaplayabilirler mi? Amma bize şehir merkezi gazetesi üzerinden“İstatistikler, raporlar yanlış olabilir!“ diye yutturmaya çalışıyorlar. (alıntılar Wien ORF.at sayfasından)

Şimdi de sendika ağası Erich Foglar ve ona eşlik eden İşçi Odaları başkanı Herbert Tumpel in söylediklerine değinelim. Önce Herbert Tumpel’in „vergiler, ücretler hakkında ve daha fazla adalet için ağırlık“ koyacağını söylediği yerde, şimdiye kadar neredeydin diye sorup, işçi sınıfının içindeki esas çıban başına değinelim. Foglar “bir parti (kastedilen Avusturya Halk Partisi-BN) tek taraflı vergi ve adillik konusu ile ilgili olarak bir tartışma yasağı koydu, bu olamaz.” Ee ne olacak? Sanki işletmelerde işçilerin mücadeleye çekilmesi için grev komiteleri kurarak, işçileri greve mi götüreceksin? Hadi bunları bir yana bırakalım, genellikle şimdiye kadar toplu iş sözleşmeleri bitmiş oluyordu. Bu genellikle “Sosyal ortaklık” sayesinde şöyle oluyordu: Birkaç tane orta yaşlı bay-iktisattan sorumlu patronla ve sendika ağaları-kapalı kapılar ardında buluşurlar, birkaç saat, birkaç gün, belki haftalarca pazarlık ederler. Neticede ücret artışı pazarlığında uslu uslu anlaşırlar ve bir dahaki seneye görüşmek üzere vedalaşarak ayrılılardı. Bu sene böyle olmadı, yüzde bir ila yüzde bir buçuk ücret artışı talebine patronların temsilcileri “sıfır ücret artışı”nı diretince pazarlıklar kesildi. Bunun üzerine

Özel Çalışanlar Sendikası, baskı, gazetecilik, kağıt,  metal-tekstil-gıda, Kimya İşçileri Sendikası, inşaat kereste ulaştırma ve Hizmetliler Sendikası vida Viyana’da bir yürüyüş yapma kararı aldılar.

1 Mayıs günü öğleden sonra Viyana da yapılan yürüyüş hakkında

Nijerya’dan Avusturya’ya iltica için gelen Marcus Omofuma, 01/05/1999 tarihinde uçakla memleketine geri gönderilmesi bindirildiği uçakta, polislerin yüzü ve vücudu oturduğu koltuğa zamklı bant ile bağlandığı için, Sofya üzerinde nefes alamadığı için uçakta ölür. Devamı var Avusturya’da-özellikle Viyana’da- siyah renklilere karşı bir sürek avı başlar. Ve resmi veya sivil polis nerde yanlız bir siyah görse hemen „uyuşturucu kaçakçısı olduğundan şüphelendiği için“ hemen saldırırlar ve olay ya siyah derilinin ağır yaralanması veya ölümüyle sonuçlanır. Viyana emniyet müdürlüğü de „olayda polislerin suçu olmadığı“ için suçu siyah derililere yüklerler. Bu nedenlerden dolayı polis terörüne ve ırkçılığa karşı her sene 1 Mayıs günü öğleden sonra ikinci bir eylem yapılır. Bu senede „Mord verjährt nicht!“ (Cinayet zaman aşımına uğramaz!) sloganı altında çeşitli grupların katıldığı eylem gerçekleşti, bu eyleme 1500 civarında katılım oldu. Eylem olaysız geçti.

Biz ise öğleden önceki 1 Mayıs kutlamalarında yayın masası açtık ve Almanca Türkçe bildirilerimizi dağıttık. Öğleden sonraki yürüyüşe bizde çağır yaparak, pankartımızla katıldık ve bildirilerimizi dağıttık.

Linz de olaylı geçen 1 Mayıs

Linz de sosyaldamokratların 1. Mayıs kutlamalarına alternatif olarak: ADA (Alternatif Dayanışma) – ADGH (Avusturya Demokratik Gençlik Hareketi) – ADHF (Avusturya Demokratik Haklar Federasyonu) – AMARA (Kürt Kadınları Derneği) – ATİGF (Avusturya Türkiyeli İşçi Gençlik Federasyonu) –FRAGE kadın grubu – GLB (Sendikal Sol Blok)– KJÖ-Oberösterreich (Avusturya Komünist Gençlik-Yukarı Avusturya) – KPÖ (Avusturya Komünist Partisi)– Kurdische Exilgemeinde – MKM (Mezopotamya Kültür Merkezi) – RKJV – Schachverein Spartakus – SLP – Umut-Kulturzentrum – Verein Begegnung Arcobaleno – Verein LIBIB – YDG (Yeni Demokratik Gençlik) bir araya gelerek „Alternatif 1 Mayıs Eylem Birliği Komitesi“ eylem gerçekleştirdi.

„Alternatif 1 Mayıs Eylem Birliği Komitesi“ 700 kişi civarındaki yürüyüş kortejini düzenlerken, 100 kadar poliste çoktan barikatlarını kurmuşlardı. Yürüyüş kolu hareket ettiğinde, polis 50 kadar genç otonomcu grubu “yüzleri maskeli olduğu için” ablukaya alarak bunların yürümelerine izin verilmeyeceği açıklandı. Oysa ablukaya alınan otonomcuların çoğunun yüzü açıktı ve maskeli olan birkaç gençte polisin provokasyonunu boşa çıkartmak için maskelerini çıkartmışlardı. Polis yeni bir gerekçe bularak tek tek kişileri fişlemek istedi. Bunun üzerine ablukanın dışında kalan kitle “Yaşasın enternasyonal dayanışma, faşizme karşı omuz omuza!” sloganıyla polisin provokasyonuna karşı durdu. Polisin saldırısı sonucu yirmi kadar yürüyüşçü yaralandı ve beş kişi tutuklandı. Daha sonra polisle yapılan pazarlıklar sonucu kortej yürüyüşe geçti.

Yani Hürriyet gazetesinin muhabirinin bildirdiği gibi Avusturya’da 1 Mayıs kutlamaları olaysız geçmedi.

Mauthausen temerküz kampı’nın kurtuluşunun 64. yılı
Bu yıl Mauthausen temerküz kampının kurtuluşunun anma günü, dini inanç nedeniyle Hitler faşizmi tarafından katledilenlere atfedildi. Biz de her yıl olduğu gibi bu anma gününde Almanca ve Türkçe bildirimizle oradaydık. Mauthausen de anma töreni gerçekleşirken. Yeni-Naziler Ebensee’deki anma törenine gelenlere saldırdı.

Dini inanç nedeniyle zulüm. Yehova şahitleri, eski Rahip Maximilian Aichen, Başpiskopos Michael Staikos Rum Ortodoks Kilisesi ve Piskopos Michael Bunker ve Protestan Kilisesi AB, Yahudi Toplum Viyana Karl Hubmann ve Rabin Schlomo Eliezer Majordomo kısa konuşmalarında, Nazi rejimine karşı dini inanç nedeniyle karşı çıkanlar üzerine konuşma yaptılar. Protestan Kilisesi adına konuşan  Bunker da konuşmasında kilisenin Nazi suçluluk payı olduğuna değindi.

Biz geçen sene Mauthausen-anma gü­nüyle ilgili olarak o zaman KomAk – ml olarak Nazi-rejimine karşı dinsel kö­kenli direniş hakkında şöyle yazdık: (Dağıttığımız bildirinin bir bölümünü uygun olduğu için buraya aldım)

“Her şeyden önce biz Mauthausen’da bir ‚kahramanlık‘ görevini üstlenen insanları da anıyoruz. Bunlar ara­sında bazı hıristiyan inançlılar var­dı; ama birçokları da böyle değildi. Diğer birçokları dini köken olarak Yahudi idiler, ve çoğu kez Yahudi­lere mal edilen saf kurban rolünün tam tersine esas olarak insanlığın kurtuluşu için, aynı zamanda ken­dileri ile aynı konumda olanlar için canları pahasına mücadele ettiler. Nazi-rejiminin barbarlığı ile bağ içinde antikomünist olmadığı sürece komünist direniş ile çok sıkı bir bağ­lantı içinde işbirliği yapan Yahudi direnişinden söz etmek biz komü­nistler için özel bir öneme sahiptir. “

Her ne kadar biz komünistler din karşısında eleştirel bir konumda bulunsak da, dinsel kökenli dire­nişin muazzam insancıl büyüklük gösterdiğini, hele hele bu direniş­çilerin direnişlerini kendilerinin bağlı bulundukları kiliselerin dav­ranış kurallarına aykırı bir şekilde örgütlemek zorunda kaldıkları bilindiğinde, bunu belirtmeliyiz. Oysa bu kahramanların bizzat bu kiliseler tarafından sonradan sa­hiplenilmelerini çok daha iğrenç buluyoruz.

Yeni-Naziler Ebensee de. Yukarı Avusturya eski Nazi toplama kampının yan kollarından biri olan Ebensee temerküz kapında da anma töreni gerçekleşti. Bu anma törenini bir grup Yeni-Naziler Hitler selamıyla, ağız sataşmalarıyla ve bazı ziyaretçilere plastik mermi sıkarak anma töreninde provokasyon yarattılar. Mauthausen de sivil ve resmi polisin çokluğu oldukça göze batarken, yan temerküz kamplarında ise hiç bir önlem alınmamıştı. Mauthausen Komitesi Başkanı Willi Mernyi, Üst Emniyet Müdürü Alois Lißl de Ebensee de olan olayı doğruladılar.

Mauthausen Komitesi, olay tarafından dehşete olduğunu açıkladı. Başkan Willi Mernyi bunun inanılmaz bir tabu olduğunu söyledi: „Birkaç hafta önce, toplama kampı Mauthausen Anıtı Naziler tarafından hasara uğratıldı, dün Naziler sloganlarla eski mahkumların yolunu kesti – sırada ne var?“ Yeşiller ise içişleri bakanının olay hakkında tavır almasını talep etti: „Biz, bakanın sadece aktifleşmesini istemiyoruz, bu gibi olaylara karşı yürütme tarafından genellikle kararlı eylem koymasını bekliyoruz“, diye açıklama yaptılar.

İki şüpheli serbest. Ebensee deki temerküz kampında ziyaretçilere saldırıyı gerçekleştiren, Yeni-Nazi grubundan iki kişi  „Talimatlar“la salı verildi: Biri diğer üç şüpheli ile temasa geçmiyecek, olayın gerçekleştiği bölgeye girmesi yasak ve diğerine ise şimdilik liyakat yardımı yapılacak. Bu şartlar ile, savcılık göz altı sürelerine son verdi.

26 Mayıs 2009

Bloggen Sie auf WordPress.com.